Mersin Tahta Kurdu İlaçlama - Mersin İlaçlama
  • Telefon: +90 0324 327 70 05
  • Gsm: +90 0545 327 73 17
img img

Mersin Tahta Kurdu İlaçlama

Sivrisinek Hakkında Genel Bilgi sivrisinek İlaçlama, Mersin sinek ilaçlama Culicidae familyasından dişileri kan emerek yavrularını besleyen, halk sağlığını, bulaştırdıkları birçok hastalık nedeniyle tehdit eden vektör türüdür. Anofel, culex ve aedes olmak üzere üç ana gruba ayrılır ve birçok türleri vardır. Anofeller sıtma hastalığını yaymada rol oynar. Anopheles türü sivrisinekler, sıtmanın biyolojik vektörüdür. Enfeksiyon konakçıdan alınan gametositler çeşitli gelişim evrelerinden sonra insanları enfekte eden sporozoit hâline dönüşür ve kan emme sırasında diğer bir insana bulaştırır. İnsanlarda dört tip sıtma enfeksiyonu vardır ve bunların etkenleri dört plasmodium türüdür. Bunlar; plasmodium vivax, plasmodium malariae, plasmodium ovale ve plasmodium falciparumdur. Bunlardan plasmodium ovale diğerlerine göre daha nadirdir. Sivrisineklerin Morfolojik Özellikleri sivrisinek İlaçlama, ankara sinek ilaçlamaSivrisineğin vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Boyları 3-8 mm kadardır. Başının iki yanında antenleri vardır. Baş yuvarlaktır ve boyunla göğse bağlanmıştır. Bir çift bileşik göz vardır. Ağız yapısı sokucu emici tarzdadır. Dişileri kan emer, erkek cinsleri bitki öz suları ile beslenir. Erkeğin antenleri çok tüylü olması özelliği ile dişilerden ayrılır. Göğüslerdeki pul ve kılların rengi ve dizilişi türler arasında farklılık gösterir. Üç çift bacağa sahiptir. Kanatları göğüs kısmında ince ve şeffaftır. Sivrisinekler karınlarında, onlara kendi ağırlıklarından fazla kan emme şansı tanıyacak biçimde esnek bir deriye sahiptir. Böylece şişerler ama patlamazlar. Kan emerek beslenen "sivrisinek" çok mükemmel bir pompalama mekanizması kullanır. Başının içi, tümüyle kaslarla kaplı boşluklar şeklinde dizayn edilmiştir. Buradaki kaslar kasılıp gevşediklerinde sineğin borusunun iki ucu arasında 1–2 atmosferlik basınç farkı oluşur ve kan saniyede 5 metrelik bir hızla yükselmeye başlar. Bu yüksek akış hızına rağmen sivrisineğin ne borusunda ne de başka herhangi bir dokusunda tahribat ve çatlama olmaz. Çünkü kanın geçiş yaptığı tüm dokular kanın bu hızı ve basıncına dayanabilecek yapıdadır. Sivrisinekler vücutlarının altı katı kan emer. Bu, 15 dakikada 300 mikro litre kan demektir. Bu bir insanın aynı süre içinde 200 kilo su içmesine denktir. Tüm kan emiciler gibi ne zaman kan emmeyi durduracaklarını söyleyen, sinir sistemine bağlı gerginlik algılayıcılarına sahiptir. Sivrisineklerin yaşamak için şekere, proteine ihtiyaçları vardır. Bunu da bitki ve meyve sularından elde ederler. Kana ise yalnız dişi sivrisinekler muhtaçtır çünkü dişiler yumurta üretir ve bunun için kana ihtiyaç duyar. Sivrisineklerin Evrim ve Üremesi Sivrisinekler de karasinekler gibi tam metamorfoz (başkalaşım) geçirir. Yumurta, larva, pupa, erişkin siklusu olmak üzere dört evrede yaşamlarını tamamlar. Yumurta, larva ve pupa evreleri sucul (su içinde) iken ergin evresi karasaldır. Sivrisinekler doğru bilinenin aksine kıGın da hangi evrede olursa olsun yaşayabilir. Erkek sivrisinekler döllenmeden çok kısa bir süre içinde ölür. Dişi sivrisinek çiftleştikten sonra mutlaka kan emmesi gerekir. Kan emmek için konak ararlar. Emdiği kanın sindirilmesi için geçen döneme trofogoni dönemi denir. Sivrisinekler güneş ışığında kaçar. Bu açıdan güneş battıktan sonra ve sabahın erken saatlerinde konağa saldırarak kan emerler. Dişi sivrisinek geceleri seçtiği uygun yerlere, su yüzeyine yumurtalarını (yaklaşık 150-400 tene) bırakır. Kuraklık ve aşırı sıcak da yumurtaların gelişimini engelleyebilir. Yumurtlama süresi 10-30 dakika kadar sürer, yumurtlama biçimi türler arasında farklılık gösterir. Kümeler hâlinde ya da tek tek yumurtladıktan sonra bazı cinsleri ölür. Yumurtaların gelişmesi için uygun ısı ve neme ihtiyaç vardır. 25°C-30°C'de yağmur ve kar suyu birikintisi, akarsu kenarındaki su birikintisi, yavaş akan sular, su kanalları, havuzlar, çeltik, bataklık, teneke kaplarda biriken su, ağaç kovukları ve çamur yumurtaların bırakılması için uygun ortamlardır. Anofel yumurtaları kayık şeklindedir. Önce beyaz olan yumurta giderek esmerleşir. Yüzgeçleri vardır. Yumurtadan çıkacak olan larva, yetişkin bir sinek oluncaya kadar farklı evreler geçirecektir. Bir gün sürenin sonunda gelişen larvanın başı arka taraftan yumurtayı delerek dışarı çıkar. Larvalar da suda yaşar. 1,5 mm uzunlukta önce beyazdır, sonra renk değiştirir. Larva suya paralel durur. Anofel larvasının hava borusu yoktur. Bu özelliği ile aedes ve culexten ayrılır. Larva gelişimini tamamladıktan sonra ortalama 10 gün içinde pupa hâline geçer. Yumurtadan çıkan sivrisinek yavrularının (pupa), büyüme evrelerini tamamlayabilmeleri için de küçük bir su birikintisine ihtiyaç duyar. Pupa soru işareti ya da virgüle benzetilebilir. Yaşamını suda devam ettirir. Beslenmez. Solunum için yüzeye çıkar. Birçok organeli gelişmiştir. Birkaç gün içinde pupadan deri açılarak sivrisinek su yüzüne dışarı çıkar, kanatları kuruduğunda erişkin sinek olarak uçmaya hazır olur. Sivrisineklerin Bulunduğu Yerler Sivrisineklerin yumurtladıkları, larvaların ve pupaların geliştikleri ve erginlerin pupadan çıktıkları her çeşit durgun veya akış hızı 40 cm/sn'yi geçmeyen su ortamına üreme odağı, habitat veya jit denir. Her çeşit su birikintisi, göl, gölet, bataklık, mera, havuz, doğal çukurlar, birikmiş kar, taş oyukları, ağaç kovukları, sulama suları veya akarsuların akıntısının yavaşladığı bölgelerdeki bitkilerle, yosunlarla kaplı kıyı kesimleri, drenaj veya sulama kanalları, otomobil lastikleri, çeşme yalakları, fosseptikler, fabrika atık suları, evlerin çevresinde her türlü su biriktirilen kap vb. sular sivrisineklerin jit alanlarıdır. Bazı aedes türleri deniz kıyısındaki kayalarda biriken tuzlu sulara da yumurtlayabilir. Dünyanın her tarafında bulunur. Suni ışık, kırmızı, mavi, siyah renkler ve hayvan vücudu sivrisineklere cazip gelir. Nemli, laktik asitli ve karbondioksitli ortamlar, durgun suların bulunduğu yerler, sert rüzgârlardan korunmuş alanlar, memeliler ve insanların yoğun olduğu sıcak ve ılık bölgeler konaklamaları için idealdir. Sivrisinek Türleri Birçok önemli hastalığı nakleden sivrisinekler insecta (böcekler ) sınıfındandır ve dipteria (çift kanatlılar) takımının culicidae ailesini oluşturur. Culicidae ailesinin en önemli iki alt ailesi culicinae ve anophalinae'dir. Tüm dünyada 3600 türü olan sivrisineklerden ülkemizde 67 tür bulunmaktadır. Bunlardan en önemli türler ise culicinae alt ailesine bağlı aedes, culex ve mansonia ile anophalinae alt ailesine bağlı anopheles'tir. Özellikle anopheles türleri, sıtma etkenini nakletmeleri açısından önem arz ederler ve sıtma (malaria) sineği olarak bilinir. Ülkemizde sağlık açısından önemli sivrisinek türleri aşağıdadır. Sivrisineklerin Patojenik (Hastalık Yapma) Özellikleri Sivrisinekler nem, koku, sıcaklık ve gaz detektörleriyle yüklüdür. Ön ayaklarında bulunan ısı algılayıcıları sayesinde ısı dalgalarına doğru çekilir. Onları çeken başka bir şey de karbondioksittir. Böylece kapkaranlık bir odada bile onların sizi bulamaması mümkün olmaz. Sivrisinek cilde en yakın olan damarı tespit ettikten sonra alt ve üst çene yardımıyla altı bıçaktan oluşan kesme sistemiyle deriyi derinlemesine keser. Kan emmeden önce bölgeye kendi vücutlarında bulundurdukları tükürüğü salgılar. Bu bıçaklardan birinden akıtılan sıvı dokuları uyuştururken aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kanın dişi sivrisineğin karnına doluşunu devam ettirir. Daha çok açık yerler yüz, boyun, el, kol, bacak gibi bölgeleri sokar. Burada rastladıkları bir kılcal damar ya da dokular arasına sızan kandan beslenir. 1–2 dakika 2 mm küp kan emerek doyar. Deldikleri bölgede irritasyona, kaşıntı ve kızarıklığa neden olur. Bazı organizmalarda alerjik reaksiyonların gelişmesine de sebep olabilir. Bu nedenle insanları rahatsız eder, hayvanlarda süt ve yumurta azalmasına sebep olur. Vektörlükleri biyolojik vektörlüktür. Anofel türü sıtmanın taşınmasında asıl rolü üstlenir. Bundan başka filariyazis, sarı humma, dang ve bazı virütik enfeksiyonların taşınmasını sağlar. Sivrisinekler kan taşıdıkları için hastalık bulaştırma riskleri vardır. Örneğin sarı humma, fil hastalığı ya da sıtma gibi parazit hastalıklarını taşıyabilir. AIDS'e sebep olan HIV virüsü ise bu canlılarda gelişme ortamı bulamaz. Virüsler sivrisinekler tarafından taşınmaz. Sivrisineğin insanlara taşıdığı ülkemiz ve dünyadaki en önemli hastalık sıtmadır (malaria). Karasinekler vücutlarında taşıdıkları birçok mikroorganizmayı çeşitli yollardan insanlara bulaştırır. Tifo, basilli ve amipli dizanteri, kolera çeşitli mikroorganizmaların etken olduğu ishaller, şarbon, trahom, bazı helmint enfeksiyonları olmak üzere yaklaşık 30 kadar hastalığı bulaştırdıkları bilinmektedir. Karasineğin vektörlüğü mekanik vektörlüktür. Sinek konduğu ortamdan ayaklarındaki tüyler vasıtası ile çok sayıda mikroorganizmayı alarak başka ortama taşır. Sineğin yuttuğu mikroorganizmalar tekrar dışkısı ile çıkar. Larva iken aldığı mikroorganizmalar erişkin şeklinde de bulunur ve bu şekli ile nakleder. Bazı katı besinleri almak istediği zaman kendi ağız ve çene yapısını uygun olarak bu besini yumuşatmak için kursağındaki içeriğin bir kısmını buraya kusar. Böylece besin alırken taşıdığı mikroorganizmaları da besin maddelerinin üzerine bırakır. Karasinekler, larvaları aracılığı ile insanlar ve omurgalı hayvanlarda myasis denilen çeşitli patolojik bozukluklara neden olur. Karasineklerin insanlara bulaştırdıkları hastalıklar şunlardır: Paratifo, kolera, dizanteri, konjuktivit, trahom, tifo, hepatit A, gıda zehirlenmesi, antrax basili, paraziter hastalıklar, deri enfeksiyonları vb. Sivrisineklerle Mücadele / İlaçlama Yöntemleri Sivrisinekle mücadelede başarı elde edebilmek için entegre mücadele yöntemi, yani kültürel, mekanik, biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemlerinin tamamı belirli bir plan ve disiplin içinde uygulanması şarttır. Mücadele yöntemleri aşağıda verilmiştir. Sivrisineklerle Kültürel Mücadele Bu mücadele şekli sivrisinek mücadelesinde birinci adımı oluşturmaktadır. Okullar, camiler, askeri kuruluşlar ve medya aracılığı ile sivrisineklerin biyolojisi, tehlikeleri ve mücadele yöntemleri hakkında halkın ve ilaçlamada çalışan personelin bilgilendirilmesidir. Şunu unutmamak gerekir ki hiçbir mücadele halk desteği olmadan başarıya ulaşamaz. Sivrisineklerle Mekanik (Fiziksel) Mücadele Bu mücadelenin amacı, sivrisinek jitlerinin ve ergin habitadların ıslahı ve ortadan kaldırılmasıdır. Mekanik mücadele kapsamında, su birikintilerinin ortadan kaldırılması, bataklıkların ıslahı ve kurutulması, dere göl ve havuz kenarındaki otların temizlenmesi, su depolarının üstlerinin kapatılması, sulama kanallarının üstlerinin kapatılması ve durgun su oluşumunun önlenmesi, drenaj kanalları, su kuyuları, fosseptikler, havuzlarda ıslah çalışmaları, evlerde ve depolarda tel kafes, perde, cibinlik gibi önlemlerin alınması, vücudun açık kalan bölgelerine uzaklaştırıcı kremlerin sürülmesi vb. uygulamalar yer alır. Sivrisineklerle Biyolojik Mücadele Sivrisineklerin larva ve ergin dönemlerinde birçok doğal düşmanları vardır. Bunlar; Larva döneminde : Plecoptera (taş sinekleri), odonata (su bakterileri), balıklar (gambusia türü) etkilidir. Ergin döneminde : Kuş, kurbağa, kertenkele vb. Sivrisineklerle Kimyasal Mücadele / İlaçlama İnsektisitlerin kullanımı ile yapılan kimyasal mücadele / ilaçlama yöntemi 4 şekilde uygulanmaktadır. Kapalı Alan Kalıcı Uygulaması sinek ilaçlama, ankara sivrisinek ilaçlamaBu uygulamada, ilaçlama yapılan yerde uzun süre kalarak etki gösteren insektisitler boş (içinde insan ve hayvan olmayan) kapalı alanlara püskürtülür. Bu tür insektisit uygulaması daha çok sıtma taşınmasının önlenmesi amacıyla uygulanır. Sivrisineklerin üreme alanlarına etkisi yoktur. Kalıcı insektisit uygulaması, hem ortamdaki sivrisinekleri öldürerek hem de ölmeyenlerin ömürlerini kısaltarak etkili olur. Hedef alan : Sivrisinek ilaçlaması yapılırken insanlar ve evcil hayvanlar bulunmamak kaydıyla kapalı alanlardaki tüm duvarlar, tavanlar, oturma ve yatak odaları, hayvan barınakları hedef alanlardır. İlaçlama yapılırken çamur vb. malzemeyle kaplı gözenekli duvarlar, yağlı boyalar ve alkali temizleme ürünleri gibi faktörlerin kalıcı etkiyi azaltabileceği unutulmamalıdır. Uygulama yöntemi : Sivrisinek ilaçlamasında sıklıkla elle kullanılan basınçlı püskürtme cihazları kullanılır. Genelde suda dağılabilir toz ve emülsiyon konsantre fomülasyonlu insektisitler tercih edilmelidir. Uygulama sıklığı : Sivrisinek ilaçlama periyodu, insektisitin kalıcı etki süresine, uygulama dozuna, uygulama yüzeyinin özelliğine, sivrisineğin biyolojik aktivitesine, sıtma taşınma mevsimine ve iklim koşullarına göre değişir. Kalıcı insektisit uygulaması, sıtma taşınma mevsiminde hemen önce yapılmalıdır. Fakat yüzeylerin yıkanması, badana yapılması, islenmesi vb. durumlarda uygulama tekrarlanabilir. Önlemler : Sivrisinek ilaçlaması yapan işçilerin, halkın ve evcil hayvanların uygulama sırasında kaza sonucu veya ilaçlara uzun süre temas etmeleri ile oluşabilecek zehirlenmelere karşı gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Açık Alan İnsektisit Uygulaması Çok pahalı ve etkinliği az olması sebebiyle nadiren başvurulması gereken bir yoldur. sinek ilaçlama, ankara sivrisinek ilaçlamaHedef alan :Ekzofilik sivrisinekler hedefleniyorsa bulunmaları muhtemel açık alanlara ilaçlama yapılır. Endofilik sivrisinekler hedefleniyorsa açık ve kapalı alan ilaçlamaları birlikte uygulanmalıdır. Uygulama yöntemi : Sivrisinek ilaçlaması yapılırken soğuk sistem (ULV, ultra low volume) ve sıcak sisleme (termal fog) cihazları kullanılır. Mümkünse ilaçlama sivrisineklerin uçma saatleri olan sabahın erken saatleri ve akşamın ilk saatlerinde yapılmalıdır. Genelde motorlu taşıtlara monte edilmiş cihazlar kullanılır. Bilinen lokal bir alanda uygulama yapılacaksa el tipi cihazlar da kullanılabilir. Uygulama sıklığı : Kalıcılık söz konusu olmadığından sıtma salgılarında günlük uygulama tavsiye edilir. Sıtma naklinin yüksek olduğu dönemlerde ise açık ve kapalı alan ilaçlamaları 1 hafta arayla tekrarlanması daha çok uygulanmaktadır. Önlemler :İlaçlama çalışanlarının solunum ve deri yoluyla insektisitlere maruz kalmamaları ve diğer insanlar ve evcil hayvanların insektisitlerle doğrudan temas etmemeleri için gerekli tedbirler alınmalıdır. Larva Mücadelesi Sıtma kontrol programlarında, larva mücadelesi çok önemli bir yer tutar. Kapalı alanlarda kalıcı insektisit uygulamasıyla sıtma naklinin önlenemediği, larva üreme alanlarının iyi bilindiği bölgelerde oldukça etkili bir yöntemdir. İyi bir mekanik mücadele ve çevre düzenlemesi ile larva mücadelesine gerek bile kalmayacakken bugün için mekanik mücadele pahalı ve güç bir yöntem olduğundan larva mücadelesi sıklıkla kullanılan ve başarılı sonuçlar alınan bir yöntem durumundadır. Hedef alan : Sivrisinek ilaçlaması yapılırken, öncelikle taşıyıcı sivrisineklerin üreme yerleri belirlenmeli ve üreme yerinin tipi, uygulama yapılabilirliği ve kâr zarar hesabı göz önünde bulundurularak uygulama yapılacak hedef alanlar seçilmelidir. Uygulama yöntemi : Sivrisinek ilaçlamasında genelde sıvı ilaçlarla kapalı alan ilaçlamasında kullanılan elle kullanılan püskürtücüler kullanılır. Bazı uygulama alanları için özel cihazlarla veya doğrudan elle uygulanan granül formülasyonlar daha uygundur. Uygulama sıklığı : Genellikle kimyasal larvasitlerin uygulama peryodu 10-14 gün arasındadır. Bu süre durgun, temiz sularda ve dozun arttırılmasıyla uzatılabilir. Böcek gelişim düzenleyicileri için ortalama ayda bir, bakteriyel insektisitler içinse haftada bir ilaçlama yapılır. Önlemler : Sivrisinek ilaçlaması yapılırken daima önerilen dozlar kullanılmalı, uygulanan suların insanlar, evcil ve vahşi hayvanlar tarafından kullanılabileceği ve çevreye verebilecek zararlar asla unutulmamalıdır. Ev İçi Kişisel Mücadele Bu kapsamda evlerde ve diğer kapalı alanlarda kullanılan ilaçlı cibinliklerden, sivrisinek kangallarından, ısıyla buharlaşan mat ve likitlerden, aerosollerden ve tuzak yemlerden kullanılmaktadır.


KURUMSAL

img Kurumsal yazı gelecek kurumsal yazı gelecek kurumsal yazı gelecek

SOSYAL MEDYA

sdfsdfsd

FOTO GALERİ

img img img img img img